18 Ekim 2010 Pazartesi

Sesin Önemi

Sesin bizim için önemini anlamak için önce nasıl duyarız, işitme olayı nasıl oluyor anlamak en güzeli. Zira burada gözden kaçan noktalar var.



Sesi kulağımız duyar, ses sinyallerini beynimize iletir ve beyin ses dalgalarını algılar. Kısaca anlatılan hep budur.

Sırası ile

Ses Dalgaları -> Kulak Kepçesi -> Kulak yolu -> Kulak zarı -> Çekiç, örs, üzengi -> Oval pencere -> Dalız -> Salyangoz -> Korki organı -> İşitme duyu hücreleri -> İşitme Duyu Sinir Hücreleri -> Beynin İşitme Duyu Merkezi -> İşitme Olayı

şeklinde anlatılmıştır genelde bize. Okullarda verilen duyma konusu bu kadardır. Bu sırayı da ezberledik mi tamamdır.

Bir ses dalgasının duyarken bir yandan da o ses dalgasının vücudumuzda meydana getirdiği titreşimden, o titreşimin etkilerinden bahsedilmez. Evrendeki tüm maddelerin titreştiğini, atom ve moleküllerden oluştuklarını başka derslerde öğreniriz. Fakat parçaları birleştirmek mümkün olmaz nedense. Vücudumuz da evrendeki her varlık gibi titreşmektedir. Vücudumuza gelen ses dalgaları vücudumuzun titreşimine etki eder. Yani duyma sırasında bir de moleküler seviyede bir etkileşim olur.

Daha genel olarak söyleyebileceğimiz, ses dalgaları maddeyi etkiler ve hatta değiştirebilir. Ses dalgalarını ve etkilerini gözle görmek için öncelikle cymatics denilen kavramı inceleyebiliriz. Sayın Süleyman Sönmez'in Güneşin Tam İçince adlı blog sitesinde bu konu ile ilgili yaptığı çok güzel bir derleme var. http://www.gunesintamicinde.com/cymatics-sesten-sekle-seklin-sirri/ adesindeki bu yazıyı okumanızı öneririm. Çok güzel bir araştırma.








Artık açıkça görüyoruz ki ses dalgaları maddeye etkiyor, değiştirebiliyor. Kulağımız ile duyup, beynimiz ile algıladığımız ses ile aynı zamanda vücudumuzun tamamı etkileşiyor. Bu etkileşim moleküler düzeyde olmaktadır. Hemen görülebilen etkileri olduğu gibi, uzun süre sonra farkedilebilen etkileri de bulunmaktadır.

Japon bilim adamı Masaru Emoto araştırmasında değişik durumlarda su kristallerini fotoğraflamıştır. Suya karşı "seni seviyorum", "senden nefret ediyorum", "teşekkür ederim", "aşk" gibi sözleri sarfettikten sonra suyu dondurup su kristallerinin fotoğrafını çekmiştir. Ayrıca değişik müzik türlerini çaldıktan sonra da su kristallerini fotoğraflamıştır. Sonuçlar oldukça şaşırtıcıdır. Aşağıdaki videoda kısa bir özet izleyebilirsiniz:



İstiklal Marşı sırasındaki su kristallerindeki değişimi aşağıdaki videoda görebilirsiniz:


Masaru Emoto'nun kişisel sayfasına http://www.masaru-emoto.net/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Ses dalgalarının insan üzerindeki etkileri bizim için çok daha önemli bir farkındalık konusu. Mesela duyduğumuz şey bir müzik tınısı ya da müzik eşliğinde söylenen bir şarkı ise konu ayrı bir önem kazanır. Müziğin insan üzerindeki etkileri sanılandan çok daha fazladır.

Müzik nefes alış verişini etkiler, kalp atışını nabzı ve kan basıncını etkiler, müzik kas gerilimini azaltır beden hareketlerini ve koordinasyonu geliştirir, beden ısısını etkiler, endorfin düzeyini yükseltebilir, strese bağlı hormonları düzenleyebilir, üç boyutlu algımızı etkiler, zaman algımızı değiştirir, hafızayı ve öğrenmeyi güçlendirebilir. Bu başlıkların hepsi ayrı ayrı çok önemli ve üzerinde hassasiyetle durulması gereken konulardır. Bir müziği kulaklıkla dinlemek, müzik setinden CD ile dinlemek, radyodan dinlemek ve canlı olarak dinlemenin insan vücuduna etkileri farklıdır. Sadece kulağımız ile duyuyor, beynimiz ile algılıyor ve birşeyler hissediyor değiliz. Ses dalgaları bizi madde olarak da etkiliyor. Aynı şekilde dinlenilen müziğin içindeki enstrümanların ne olduğu, ses kaliteleri çok önemlidir.

Müzik ile öğrenme, ses ve müzik ile tedavi, müzik terapisi gibi konularda son dönemde oldukça önemli noktalara gelinmiş olması da hem bu konunun önemini, hem de bu konudaki farkındalığı bize gösteren önemli işaretlerdir.

Sayın Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç, müzik terapisi konusunda yıllardır çalışmalarını sürdürmektedir. Aşağıdaki video'da Sayın Güvenç hem ses ve müziğin önemini anlatmakta, hem de mini bir konser ile daha net farketmemizi sağlamaktadır.





Yrd. Doc. Dr. Rahmi Oruc Guvenc-TUMATA from TEDxReset on Vimeo.

Ayrıca Sayın Prof. Dr. İsmail Ersevim'in sitesindeki şu yazısı da Müzik ve Renk Terapisi konusunda önemli bilgiler içermektedir. http://www.ismailersevim.com/?p=250 Bu makalesinde aşağıda kısa kısa alıntı yaptığımız bazı noktalar üzerinde ayrıca düşünmek gerekli:

Gezegenlerin titreşimlerinin tetkikinde, onların makamlarla ifade edilebilecek müziksel sesler çıkardıkları saptanmıştır. Sismoğraflar, 1960 Şili depreminden kaynaklanan titreşimlerimlerle, dünyanın derin vibrasyonlarla tepki verdiğini kaydetmişlerdi. Bu vibrasyonlar işitilemeyecek kadar hafiftirler. Eğer öteki gezegenler de makamlı sesler çıkarıyorlarsa, onlar da düşük frekanslı elektromanyetik vibrasyonlar yayınlayabilirler; sonuçta da, ‘tanin’ <rezonans> ve harmoni sağlayabilirler.


‘Voyager 2′  Satürn’e yaklaştığında, manyetosferin ‘sızlama’ ve ‘ıslık’ niteliğindeki seslerini Dünya’ya iletmişti. Bunlar toplanıp hızlandırıldığında ve bir ‘müzik sentesayzır’ da çalındığında, dalgalanan bir melodi oluşturduğu ortaya çıkmıştır.


....


Oktav’ın çeşitli ses anahtarlarına planetleri uygulayan türlü sistemler vardır. Hemencecik düşünülebilir ki, ilk yedi planet, oktavın ilk yedi sesiyle uyumluluk sağlasın: Bu yedi nota, vücuttaki yedi ‘chacric‘ (Şakra: sinir demetlerinin yumak halinde merkezleştiği omur, boyun, bel ve beyin bölgeleri) merkezlerle de senkronlaşmıştırlar ve tedavide önemli rol oynarlar. Fakat sorun, bu kadar basit değildir. Kişiler, bu anahtarlarda bestelenmiş müziğe kendilerini vererek, hangi gezegenin vibrasyonlarına uyduklarını kendileri bulmalıdırlar.



Sonuç olarak diyebiliriz ki ses, müzik, renkler bizim ruhsal ve fiziksel yapımızı önemli derecede etkiliyor. Çalışma ortamımızdaki gürültü, dinlediğimiz müzikler, tv'de internette izlediğimiz filmler, müzik videoları ve daha birçok materyali seçerken gerçekten çok dikkatli olmalıyız. Kulaklarımız ve vücudumuzla sesleri dinlerken, kendi içimizde de vücudumuzu dinlemeyi öğrenmeliyiz. Vücudumuz bu seslere nasıl tepkiler veriyor. Beynimizin beğeniyor olması yeterli mi? Çünkü beyin reaksiyonları hatırı sayılır derecede anlaşıldı, insanı coşturacak, eğlendirecek müzik ve filmlerin nasıl yapılması gerektiği çözüldü ve öyle yapılıyor. Peki bu materyali beynimiz duyduğunda heyecanlanıyor ya da eğleniyor ama vücudumuzun geri kalanı zorlanıyor olabilir mi? Bu ses dalgalarına karaciğerimiz, kalbimiz, midemiz ne diyor? Doğru seslerle tedavi edici metodlar bulunmakta. Yanlış seslerin ise hasta edici etkileri olabilir mi? Gezegenlerin de bir ses melodisi, titreşimi olduğu biliniyor. Sesin kainatta bu kadar büyük bir varlığı ve önemi varken bizim vücudumuza olan etkisi kesinlikle yadsınamaz. Bir sesi duyarken ya da dinlerken tümüyle farketmek, etkilerinin farkında olmak çok önemli.


Hiç yorum yok: